19 Nisan 2010

* Palamutbuku camping... (Palamutbükü'nde kamp...)




İlk önce rota, yaklaşık 350 km.

First the route, it's about 350 km.



Bu fotoğrafı Teo'nun blogundan arakladım, fotoda ben olduğum için ilk sıraya koydum. (Knidos yolu )

I took this photo from Teo's blog and I put it first because I'm on the picture. (Knidos road)



Andaç, Bodrum'dan Muğla'ya geldi, Biz iki motor Muğla'dan yola çıktık, Teo'lar Ortaca'dan yola çıktılar. İlk mola Akçapınar tostçusu...
We're two bikes from Muğla and the others five bikes from Ortaca. We'll meet them in camping place. First break in Akçapınar...



Marmaris kipa'ya tava almak için uğradık, sonra yola devam. Datça'ya 15 km kala burda mola verdik.
We bought a pan from kipa in Marmaris than we are on the Datça road again. We stopped here before Datça.



Öykü'den sanat denemesi...
A artistic picture from Oyku...





Her molamızda bir arkadaş bulduk, bu molamızın arkadaşı da bu...

Every break we find a friend, this is the friend of this break...





Moladan sonra beş kilometre gitmiştim ki, bir baktım Andaç arkamda yok. Geri döndüm, Andaç çeşmebaşında durmuş. Tam "böyle beş kilometrede bir mola verirsek, gideceğimiz yere varamayız" diye söylenecektim. Andaç "arı soktu" dedi.

After five kilometers, I couldn't see Andaç on the mirror. When I go back, he said "bee".




Öykü'den başka bir sanat denemesi...
Another artistic photo from Oyku...



Ordan bir adam, çamur iyi gelir dedi. Çamuru bol bulan Andaç...yorumsuz :)


The man said, put mud on it than Andaç... as you can see on picture.




Bu molanın arkadaşı...

Friend of this stop...



















Eski Datça sokaklarından görüntüler...
Pictures from Old Datça...



Benim sanatsal çalışmam...
An artistic picture from me...

Eski Datça'yı arkamızda bırakıp, yenisine yol alıyoruz...
We leave the old Datca to go new one...




Yeni Datça limandan iki foto...
Two pictures from New Datca harbour...





Güneş batmak üzere, artık bir kamp yeri bulmak lazım.
The sun is going down, we need to find a camping place.

Palamutbükü'ne varınca restaurantda oturan gençlere nerde çadır kurabiliriz diye sorduk. Normalde çadır kurma alanı yokmuş ama bir arkadaş cep telefonundan muhtarı arayıp sahilde çadır kurmak için bizim adımıza izin aldı. Burdan o arkadaşa (adı Ulaş sanırım), sahili düzelten kepçeci Ramazan abiye, Eray'a ve çadır kurduğumuz alanda kullanmamız için masa veren, rakımız için buz veren yan evdeki komşuya, kısaca burdan yardımsever Palamutbükü halkına teşekkür ederim...:))



Hava karamadan çadırlarımızı kurduk. Sonra midemizin derdine düştük, burda bi baktım herkesin ağzı-burnu yamulmuş...
We make our tents ready before dark. And now we need to eat...


Acaba neden derken bende eti hoşbeşi buldum, bakın benimde ağzım-burnum yamulmuş :)

Look, wafer makes me like this :)
Bazılarımız şişme yatak getirmiş, bunları şişirmeye başladılar. Ben şişme yastığı şişirirken başım dönmeye başladı o yüzden yatak şişirme olayına hiç girmedim.
Some of us brought air bed, to make them ready was really hard.


Erkekler mangalın etrafında çilingir sofrasını kurdu...
Men are drinking around barbecue...


Kızlar masanın etrafında takılıyor. (Andaç, sen ne yapıyorsun orda :))
Girls hanging around the table.(Andaç, what are you doing there :))


Ve, ertesi sabah 6:30 civarı. Bu adamlar nereye bakıyor?
Next morning about 6:30. Where are they looking to?



Bu güzel manzaraya bakıyorlar...
They are looking to this beautiful view...


Güneş, yavaş yavaş doğuyor...
And the sun rising...



Bu sefer kahvaltı için saldırıyoruz masaya.
We are around the table for breakfast.



Öykü & Palamutbükü...



Öykü & kamp alanı (camping site)...



Kampın iki tane kuşbakışı görüntüsü, denize sıfır böyle olur.(en öndeki mavi çadır bizim)
Two bird's eye views of our camping site.


Teoman isteyenlere vale-parking hizmeti sundu. BMW de yakıştı be adama :)))
Teoman took the BMW out the beach. He looks good with BMW :)


Bizde onun izinden gittik...
Than we follow his track...

Şimdi istikamet Knidos.
Now the target is Knidos.













Knidos fotoğrafları...
Pictures of Knidos...

Normalde Knidos'a giriş 8 TL. Resimdeki, aynı zamanda bir önceki köyünde muhtarı olan bey bize (ücretsiz) içeri girip motorlarla kısa bir tur atmamız için izin verdi. Tekrar teşekkür ederiz.
Entry fee is 8 TL to Knidos. We go into by bikes for five minutes free. Thanks to man on the picture.



Knidos'tan sonra Mesudiye'de bir çay molası verdik. Burda ben fotoğraf çekilenlerin fotoğrafını çektim. (saçma bir cümle oldu :)
A tea break in Mesudiye.


Burası Aktur, son mola yerimiz.
Now we are in Aktur for lunch break.


Ekip hemen menemen olayına girişiyor. Bizde gitmişiz-durmuşuz-yemişiz, sonra gitmişiz-durmuşuz-yemişiz :)))
They are preparing menemen for lunch.



Bizi (Öykü & beni), su bulmaya yolladılar, su bulamadık ama bu arada sanatsal çalışmalarıma bir yenisini ekledim. Bu fotoğrafla beraber şarjım bitti, sonra görüntülenecek önemli bir olay olmadı zaten, Aktur'dan sonra Marmaris sapağında ayrıldık. Evli evine köylü köyüne...
This is the last picture, because after this one, battery is over. See you...

4 yorum:

Adsız dedi ki...

Herzamanki gibi çok güzel bir gezi oldu tadı damağımızda kaldı. Diğer geziye bir ön hazırlık oldu küçük bir tecrübe oldu bize. Sizinle gezmek keyifli motor bahane.
teo

Adsız dedi ki...

o siyah köpeği gidip alalım bizim olsun.Palamutbükü harika. Yazın orda yüzdüğümü düşünemiyorum:)))Büyük Eğuzu Okan Efendi'nin de dediği gibi mughteşşehm bi denigzz:) ÖYKÜ

okan dedi ki...

Türkçe yazılarla, ingilizce yazılar birbirini tutmuyor. türke başka, yabancıya başka şey mi anlatıyosun? eğuuünzi öykü..

L.N.T dedi ki...

Türklere daha ayrıntılı anlatıyorum, kendi halkımıza o kadar kıyağımız olsun di mi? (yoksa yazılanları uzun uzadıya ingilizceye çeviremediğimden değil, aklınıza yanlış birşey gelmesin)