14 Mart 2012

* What the hell am I doing...




Kendimce uçuşa hazırlandım, şapka,gözlük herşey tamam...






Yarın yola çıkacaz ya, odayı bi eşyalarla dağıtmam lazım...










Beni takip edin ya da yolumdan çekilin....








Yarını bekleyemiyeceğim, şimdi apartmandan atlasam hazırlık mahiyetinde olmaz mı?








Ve işte yollardayız. Bora otoban çıkışında orta ayağı yere sürttü, bir de bu V-strom'lara enduro diyorlar, asfaltta altını sürtüyor, engebeli yolda nasıl gitsin...







Otobandan sonra Selçuk'ta çay molası...







Selçuk'taki Efes havaalanının tesislerindeyiz, ortam baya kalabalık...atlayan atlayana...

















Burası, yukarda bir aksilik olmazsa iniş yapacağım alan, aksilik olursa, yapışıp kalacağım alan...





Beraber son bir kaç poz alalım dediler...






Teo'nun yüzünde mutluluk, benim yüzümde yusufu görmenin endişesi...





Atlamadan önce vasiyetini imzalatıyorlar, bir şey olursa kurumumuzun hiçbir sorumluluğu yoktur, Africa Twin Teo'ya kalacaktır yazıp, imzaladık :))








Süreç başladı, tulumu giydik, yerde 10 dakikalık bir anlatım sonra uçuş...

yaklaşık 4.000 metreden atlayacağız, 40 saniye serbest düşüş sonra paraşüt, 12. saniyede 200 km hıza ulaşacaz, falan filan...





Beni havada paraşüte bağlı kalmamı sağlayacak sistemi kontrol ediyoruz. Güldüğüme bakmayın, gerginlik hat safhada...





Tesisin içinden bir görüntü...






Yer eğitimi başladı, boşuna dinlemeyin, uçaktan atlayınca hiçbiri aklınızda kalmıyor...
bomboş bir beyin sizi bekliyor yukarda :))



nefesim daralmaya başladı...




Speedy gonzales atlamaya hazır...






Midem sancımaya başladı, sanırım adrenalin salgılamaya başladım...diğer bir deyişle yusuf yusuf...



"Dead man walking"





İşte iniyoruz, bu arada neler olduğu, atlamadan önceki duygular, atladıktan sonraki duygular, hepsi sonra yayınlayacağım videolar kısmında...









İşte yerdeyim...yere bastığım anı daha doğrusu göt üstü düştüğüm "an" ı anlatmam mümkün değil, yaşamak lazım...




Ağlamak istiyorum, mutluluktan...





Artık, filmlerdeki klişe yeri öpme sahnesinin neden olduğunu anladım, insan yerde yürümenin ne kadar güzel olduğunu anlıyor....


Videolar kısmını bekleyin, her anın görüntüsü var, atladığım anın, uçaktan aşağının görüntüsü v.s. görüşmek üzere...

29 Aralık 2011

......

ANLADIM...






Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,

kendimi bulduğumda anladım.



Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,

Kendi yolumu çizdiğimde anladım.



Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat,

okuyarak,dinleyerek değil..



Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..




Yüreğinde aşk olmadan geçen hergün kayıpmış,

Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..



Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,

Neden hiç ağlamadığını anladım..



Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,

Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..




Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş,

Çok acıttığında anladım..



Fakat, hakedermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,

Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terkettiğinde anladım..





Yalan söylememek değil, gerçeği gizlemekmiş marifet,

Yüreğini elime koyduğunda anladım..







"Sana ihtiyacım var, gel!" diyebilmekmiş güçlü olmak,







Sana "git" dediğimde anladım..



Biri sana "git" dediğinde, "kalmak istiyorum" diyebilmekmiş sevmek,








Git dediklerinde gittiğimde anladım..













Sana sevgim şımarık bir çocukmuş, her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,





Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..







Özür dilemek değil, "affet beni" diye haykırmak istemekmiş, pişman olmak,



Gerçekten pişman olduğumda anladım..





Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş,


Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,



Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..










Ölürcesine isteyen, beklemez,

sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,





Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım..







Sevgi emekmiş,

Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar

sevmekmiş...
















Can Yücel..............................................




11 Aralık 2011

* Bayram-Teo-Ben karı gördük...




Bu hafta sonu Gökçeovacık gölüne çıkalım diye düşündük...








Yolda karı görünce afalladık...






Tenere'nin gözünden kar...







Yolun sonu...










Çıkma denemeleri...









her yerde kar var....






kalbim seninle çarpar...









Yol tespit çalışmalarından sonra geri dönüş...








Bayram devam etmek istiyor ama Teo ve ben yusuflar yüzünden geri dönelim diyoruz...(bir yerimizi kırmaya gerek yok)






Birer çorba içelim, bu arada düşünürüz...








Sıcak çorba iyi geldi...





Bu karda; aslında buz olan karda devam etmemiz zor gibi...









Aklın yolu bir, ağla köyüne dönüp kahvede birer türk kahvesi içiyoruz...





































Ağla'da sonbahar...











Yukarıdan Köyceğiz gölü manzarası...



Sonrasında Akçapınar'da birer künefe yiyoruz ve evlere dağılıyoruz...


Videoları sonra belki yayınlarım....