15 Şubat 2010

* We bought a V-Strom... (V-Strom aldık gezisi...)

Rota için burayı tıklayın...

For road click here...



Sabah 8:30, motorum örtünün altında yola çıkmaya hazır beni bekliyor...Bugün Bayram'a motor bakmak için Denizli'ye gidiyoruz.


8:30 in the morning my bike is waiting me to go...Today we're going to Denizli to buy a bike to Bayram.



İndim havuz başına, bir kız çıktı karşıma...nay noy noy. Benim şansıma iki çıktı :) Teo ile Bayram gelmiş, benim yolumu gözlüyor; çünkü çay ve simitler bende...

Teo and Bayram is waiting me with hungry eyes; because I'm bringing the tea and simit...


Acıkmışız, hemen çayı ve simidi hallettik. "Yaaa yerken fotoğraf çekmedim, bi foto alayım" dedim. Teoman'da "otururken iyi çıkmaz kalkayım" dedi, o sırada ben çekmiş bulundum. O yüzden bu fotoda Teo maymunluktan insanlığa geçişin ara evresinde takılı kalmış gibi gözüküyor :))


We finished the simit in few minutes. But I forgot to take picture while we are eating so I took picture after breakfast.




Kale'de benzin ve çay molası verdik...

Fuel and tea break in Kale...




Burlar bizim oralara göre azcık soğukmuş. Bu resim çekilirken, ben Kale çıkışında radar oluyor dikkatli gidelim dedim. Sonra çıktık yola, Kale'den çıktık radar arabası karşımızda. Baktım hızım hiç olmadığı kadar uygun. İlerde polis beni durdurdu ve ne dedi biliyormusunuz; "76 km ile radara girdiniz". Ben şok... sadece gülebiliyorum, sonra hız sınırı 70, %10'luk pay ile 77 değil mi? dedim. Bende öyle biliyorum ama radar bildirdi, sormam lazım dedi. Sonra arabada oturan kasılmasından komiser olduğunu varsaydığım adama sordu ve geldi, tamam gidebilirsiniz sorun yok dedi. Yani hızım 78 olsa cezayı yazacaktı, bilemiyorum bir çok şey söylemek istiyorum ama muhattabımın kim olduğunu tam bilmediğim için yine susuyorum. Ama bu konuda bir muhattab bulursam, vay onun haline...

A little bit cold according to Mugla. After this picture police stopped me and he said " you picked up by radar installation, speed 76 km". I thought another joker police but he's serius. I said "limit is 77 km, I think". He said " I have to ask". He asked than came back "ok. you can go". Because of the radar I will give up riding...




Denizli'de üç tane V-Strom baktık, son bakacak olduğumuz motoru bizden yarım saat önce oraya giden resimdeki çantalı arkadaş bizden önce almıştı. Bu resimde Teo ayağa kalkmasını bitirerek evrimini tamamlamak üzere :))


Bizde İzmir'de satılık olan bir tane V-Strom vardı onu aradık. Denizli'deyiz motoru Aydın'a getirebilirmisin diye sonradan adının Hakkı olduğunu öğrendiğim arkadaş tamam dedi ve Aydın'a yola çıktık.

We went Denizli to check three V-Strom, we checked two of them in one place and while we reached to second place we learned that the man with the bag on the picture bought the third one 15 minutes before us.


So we called Hakkı who is selling V-Strom from İzmir. "Can you come to Aydın?", "yes", "yes", now we're going to Aydın.


Aydın'da Hakkı ile buluştuk, Bayram sigarasını yakıp bir usta edası ile alacağı motoru incelemeye başladı. Teoman'ın ne yaptığı konusunda bir fikrim yok.

We met with Hakkı in Aydın, Bayram start to check the bike but I have no idea about what Teoman is doing there.




Hakkı, Bayram'la fiyatta anlaşıyor, hatta, Teo ve Bayram'la Dalaman'a gidip pazartesi sabahı satış işlemlerini bitirince İzmir'e dönmeye karar veriyor. Hakkı'nın arkadaşı burdan İzmir'e dönüyor, biz yola devam.

Bayram and Hakkı agreed about the price, also Hakkı come with us to finish dealing and paper works etc. on Monday.





Suzuki V-Strom'un ön konsolu...


Charts table of the Suzuki V-Strom...







Çine'de ışıklardayız. Aklıma gelmişken ufak bir hatırlatma, Çine'nin yerli halkı ışıklara pek uymaz, o yüzden Çine'den geçerken dikkatli olun.


We are in Çine. Also be careful in Çine, because local people doesn't care about the traffic lights.







Son mola, ben burdan Muğla'ya onlar Dalaman'a. Yeni motorun hayırlı uğurlu olsun Bayram, hep beraber Suriye'lere Ürdün'lere gideriz inşallah :))


Last break. My way to Muğla, their way to Dalaman. Bayram, I hope to go to Syria and Jordan together :))





yoldan kısa bir video...

a short video...

27 Ocak 2010

* A cold day...

Yeni bir gezi, yeni bir video; sevdim ben bu video işini...

Another trip, another video, I like to make movie...

11 Ocak 2010

* Insomnia...


Cumartesi sabahı düştüm yola, Fethiye'ye gidiyorum. Motorumu bakım için Kıvrak motora götüreyim dedim. Güneş bulutların arkasında, puslu bir hava var...
Ortaca'dan Teoman'ı aldım, Fethiye'ye beraber gideriz bu arada da telsiz sistemini test ederiz dedik. İlk önce benim sesim az gidiyordu, onu mikrofonun yerini değiştirerek hallettik. Göcekde Teoman'ın sistemi bozuldu, jack bağlantısında sorun vardı. Daha telsizleri adam gibi kullanmak nasip olmadı...
I'm going to Fethiye, Kıvrak Motor for servicing.
We meet with Teo in Ortaca, we want to test our radios but again problems, problems...

Saat 1:30 gibi motoru servise teslim ettik, arkadaşlarla buluşup sahilde oturduk.
We were at Kıvrak Motor at 13:30 than we met with our friends.


Bu arada fotoğraf çekmemişim bende eskiden çektiğim Fethiye'ye ait iki sanatsal pozu burda kullandım :). Saat 15:15'de motor hazır diye aradılar.
I forgot to take picture so I put these two old artistic Fethiye pictures.My bike is ready at 15:15.

Gittim motoru aldım, faturada birşey dikkatinizi çekti mi? İşçilik ücreti 3,5 saat için kesilmiş, benim hesaplarıma göre 1 saat 45 dakika olması lazım. Gerçi iskonto yapıp mantıklı bir seviyeye çekmişler. Benim sinir olduğum şey, ki bunu çok yapıyorlar : Abi fiyat bu ama sana şu kadar indirim yaparım. Yaw kardeşim indirim yapacağına direk fiyatlar üzerinden konuşsak. Kişiye özel fiyat anlayışına gıcık oluyorum. Bunun anlamı biz geçirebileceğimize geçiriyoruz olmazsa bu iskonto olayı ile durumu dengeliyoruz.
My bike stayed one hour and 45 minutes at Kıvrak but on bill labor cost for 3,5 hours. Than I learn that this is fixed price for servicing...

Bunlar motorumdan çıkan bujiler, bana gayet iyi durumdaymış gibi gözüktüler ama...
These are my old spark plugs, they look fine but...

Gelelim başlığın insomnia olmasının nedenine. Akşam saat 12 gibi geldim, biryerde sabah başağrısıyla kalkmak istemiyorsanız akşam ayılıp yatın diye okumuştum, bu söz üzerine önce kahve içtim üstüne de duş aldım. Ayıldım mı? evet, hatta fazlasıyla ayılmışım saat 3'e kadar yatakta döndüm durdum. Sabah 9'da kalkıp Muğla'ya dönecektim, 12'den önce Muğla'da olmam gerekiyordu. Baktım uyuyamıyorum kalktım ve uykusuz gecelerin en iyi dostu olan TV'yi açtım.
I couldn't sleep that night and I watched TV all night.

Saat 5'i geçmişti ve ben hala uyuyamamıştım. Bari gün ağarınca yola çıkayım, gidince Muğla'da biraz uyurum diye düşündüm. Şimdi iki saat uyusam sersem gibi olacam, ondan sonra o halde yola çıkacam. Saat 7'ye doğru hava aydınlanmaya başladı, bende yola çıktım. Günün en soğuk saatinde uykusuz bir şekilde yola çıktım.
And I planned to go Muğla early next morning. I was on the road at 7 o'clock.

Mahsun Kırmızıgül'den sonra bende aynadan "güneşi gördüm". Uykusuzluğun yolculuk boyunca çeşitli etkilerini gördüm. Yol kenarında dikkatinizi çeken bir şeye bakışınız kayarsa dikkatinizi ordan alıp tekrar yola vermek gerçekten zor oluyor. O yüzden mümkün olduğunca dikkatimi yola vermeye çalıştım, bu seferde devamlı yola bakmanın verdiği dalgınlık hali başgösterdi.
I saw the sun at my mirror at 7:50. And it's really hard to drive as sleepless.

Bu saatte yola çıkanların çoğu uykusuz, şekil 1A : Ben. Hava soğuk ama bundan çok şikayetçi değilim, şimdi bir arabada olsam kaloriferin verdiği sıcaklıkla çoktan uyumuştum, soğuk hava beni dinç tutuyor. Yolda kafam doğru çalışıyormu diye bakmak için matematiksel işlemler yapıyorum; 3x5 =15, 5x3=15, 3x5=15 ... bir süre sonra aynı iki rakamı çevirip çevirip çarptığımı görünce sistemde bir hata olduğunun farkına vardım :)
Most of the drivers are sleepless who drive early in the morning, for ex. ME :)

Uykusuzluğun bir diğer etkiside kısa süreli hafızanın (bilgisayar dilinde RAM) çok çabuk dolması. Ben de RAM'i boşaltmak için çok fazla mola veriyorum. Resimdeki molanın amacı hem RAM'i resetlemek hemde soğuktan donan bedenimi sıcak çorba ile bir nebze olsun ısıtabilmek. "Bir kaşık çorba verenim yok" diyenlere duyurulur, burda 3,5 TL'ye bir tas çorba veriyorlar ve oldukça güzel (çayda müessesenin ikramı). ( Yörük Ali nerede? diyorsanız tıklayın)
Soup at Yörük Ali, it's 3,5 TL and delicious.

Sakartepe'ye ulaştığımda uykum tekrar açılma evresine girdi. Burda son bir mola verip biraz manzara seyrettim. SON.
Last break and I'm fine, see you next time. THE END.

16 Kasım 2009

* 15.11.2009 Kuşadası video...


Gittik...We went...
Gördük...We saw...
Geldik...We came...

Eğer bu videonun resimli raporunu okumak istiyorum diyorsanız buraya tıklayın...

* I saw Kusadasi... (Kuşadası'nı gördüm...)

For english press 9 (If you want to check this trip in english click here)
Bu geziyi sadece türkçe olarak yayınlayacağım. Tüh naptın!, Biz senin müthiş ingilizcenle kendimizi geliştiriyorduk :) , Bizi bundan mahrum bırakamazsın :) diyorsanız yukarıdaki linki tıklayınız aynı geziyi Dave ingilizce olarak yayınladı. (İngilizcesi fena değil, nede olsa ingiliz :))
Beni ingilizcesi-türkçesi ilgilendirmez arkadaş, ben videosunu izlemek istiyorum diyorsanız buraya tıklayın.


Yol bu şekilde. Hava açık ve güneşli en yüksek 18, en düşük çok soğuk. Yaklaşık 330 km. Kırmızı gidiş, yeşil dönüş...


Buluşma saatimiz 9:00. Andaç saat 8:24 de geldi sağolsun, bende erken gelmenin cezası olarak simit almaya gönderdim. Saat 9:04 de Teo aradı, Muğla girişinde polis kontrolüne takılmışlar.

İşte geldiler. Yaklaşık 15 dakika kadar telsiz konusu konuşuldu. Konu şu; biz iki adet Aselsan MT975 telsiz ve motosiklet başlık takımı aldık. Aselsan bu başlık takımlarını iki jak çıkışlı olarak üretmiş, biz alırken herhangi bir elektrikçi iki dakikada tek jak a çevirir sorun olmaz dediler. Ama bir cumartesimi buna harcadım ve Aselsan'ın burdaki yetkili serviside dahil bu işi başarabilen olmadı. Ve biz yola telsiz olmadan çıkmak zorunda kaldık. İşin ilginç yanı Dave ingiltere'den kulaklığını aldı ve hiç sorunsuz kullanıyor, Aselsan Cobra telsizleri bu konuda ünlüymüş zaten durmadan telsizlerin bir yerlerini değiştiriyormuş, yani belli bir standart yokmuş. Yani gidip arkadaşınızla iki tane aynı model telsiz alıyorsunuz ve üretim tarihleri farklı ise farklı jak girişlerine sahip iki telsiziniz oluyor. Neyse, sorunu bugün (pazartesi) çözmeye çalışacam.

İlk önce atlarımızın karnını doyurduk. Sonrada kendi karnımızı doyurmak için uygun bir yerde durduk.

Çine barajı manzaralı Kahvaltı. Andaç'a 6 simit al demiştim, beni dinlememiş 10 simit almış ve hepsi bitti. (hepsini kahvaltıda bitirmedik, gün içinde bitti).

Çimlerin üzerinde kahvaltı, ben çay demleyip termosa doldurmuştum, herkese yaklaşık iki bardak çay düştü. Birer bardak daha olsa içilirdi, sanırım 1,5 litrelik termosa geçmeliyim.

Yerde ege bölgesi haritası, Çine'den sonra karpuzlu üzerinden dağlardan Labranda, Milas'mı yapsak, yoksa Kuşadası'na gidip orlarda telsiz için uygun jak mı arasak karar vermeye çalışıyoruz.

Karar verildi istikamet Kuşadası...


Aydın'a yaklaştığımızda Andaç öne geçip bizi durdurdu. Söke'ye gideceksek Koçarlı üzerinden bir yol var ordan gidelim dedi ve demesiyle birlikte kabul edildi.


Aydın'a 2-3 km kala Koçarlı sapağından saptık. İlk gördüğümüz köy kahvesinde çay molamızı verdik.


Kahvehanedeki konumuz GPS gerekli mi?-gereksiz mi?. Sonuç ; Türkiye sınırları içinde gereksiz ama avrupaya gidilecekse en azından birimizde olması gerekir.

Portatif masamız, ben neskafe içtim onuda çay bardağında veriyorlar.

Söke'ye vardık. Burda benzin istasyonunda ihtiyaç molası verdik. Burdan Kuşadası oldukça yakın.

Kuşadası kipa. Teoman'la Dave motoru hangimiz daha çok yatırmışız onu tartışıyorlar...


Bu garip fotoğrafın bir açıklaması var tabi... Hepimiz bu 15cm yüksekliğindeki kaldırıma çıkıp park ettik, Andaç (F650GS) burdan çıkamam dedi ve ilerden rampanın olduğu yerden dolaştı. Burda BMW'ye laf edecek değilim ama şu atasözünü söylemeden geçemiyeceğim "At sahibine göre kişner".

Motorlarımız Kuşadası moto-park yönetmeliğine göre park edilmiş şekilde :)


Burdaki jak arama çalışmalarımızda sonuçsuz kalınca sahilde oturup çaylarımızı içtik. Şu denizde duran şeyi görünce içimden "aha denize otel yapmışlar" dedim.

Söke outlet teki Tekzen'e uğradık, ne aradığımızı biliyorsunuz, onu bulamadık.(jak). Bundan sonra istikamet Milas...

Teo arkamda...

Teo önümde... (Kanuni S&T 250 Comet)

Andaç... (BMW F 650GS)

Dave...(Honda Transalp XL 650)

Söke ovasındayız, yolda sürüş düzenimiz bu şekilde...

Milas'a vardık. Burda Andaç'tan ayrılacaz ama Andaç nerde?

Hah geldi...


Teo küçük gelen kışlık eldivenlere çözümü bulmuş, parmak uçlarını kesmiş. Bu sayede eldivenin iç yapısını görebiliyoruz, elyaf ve su geçirmesin diye bildiğimiz naylon kullanmışlar. Teo eldiveni giymiş ama bu halde tel. kullanamıyor, eldivenler elindeyken biri aradığında bize açtırdı...


Güle Güle Andaç... Onun eve 45km si, benim 65km, Teo ve Dave in yaklaşık 140 km'leri kaldı.


Bozarmut'da Teo'yu çekeyim dedim ama biraz titretmişim sanırsam :)

Sabah benzin aldığımız yerde tekrar duruyoruz ve Dave benzin alıyor, ne de olsa transalp biraz fazla yakıyor :)). Muğla'da ayrılıyoruz, Teo'lar eve varıncaya kadar donmuşlar...

8 Kasım 2009

* 25.000 kms with Africa Twin... (Africa Twin ile 25.000 km...)

I bought my Africa Twin on 17th of March 2008, more than 1,5 years and more than 25.000 kms...

Ben Africa Twin'imi 2008'in 17 Martında aldım, 1,5 yıldan ve 25.000 km den fazla olmuş...